İçeriğe geç

Allah zatıyla nerededir ?

Allah Zatıyla Nerededir? Bir Genç Yüreğin Arayışı

Bir gün, Kayseri’de bir sabah, gözlerimden süzülen bir damla yaşla uyandım. O sabah, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını hissediyordum. Günlüklerimde yazmayı sevdiğim o derin sorulardan biri vardı kafamda: Allah zatıyla nerededir? Uzun zamandır bu sorunun cevabını arıyordum. Ama asıl soru, bu cevabı bulmaya hazır olup olmadığım. Yine de bu soruyu kendime sorarken hissettiğim duygular karışıktı; bir yanda derin bir hayal kırıklığı, diğer yanda bir umut vardı. Ama ne yazık ki, hiçbir zaman kesin bir yanıt bulamadım.

Bir Adım Gerisinde Kalan İnanç

O sabah, evden çıkmadan önce annemle kısa bir sohbet yapmıştık. O, her zamanki gibi inançlıydı. Namazını kılıp, Allah’a dua ederken içindeki huzurdan bahsediyordu. Bu huzur, annemin yüzüne yansıyan o içsel barış, bana hep bir soru işareti bırakmıştı: O huzuru gerçekten hissedebiliyor muyum? O huzuru arıyorum ama her seferinde biraz daha uzaklaşıyor gibi hissediyorum.

Günler geçtikçe, annemin sabah namazlarından sonra yüzünde oluşan o mutlu ifadeyi görmek beni biraz daha içine çekiyordu. Ama kendi içimde bir boşluk vardı. “Allah zatıyla nerededir?” sorusu, sanki her geçen gün daha karmaşık hale geliyordu. İçimdeki boşluk da büyüyordu. Gözlerimi kapatıp, her sabah annemin dualarına katılmayı denediğimde bile bir eksiklik hissi vardı. Allah’ın varlığını her yerden hissediyordum, ama zatıyla nerede olduğunu bilemiyordum.

Bir An, Bir Anlayış

Bir akşam, Kayseri’nin sıcağında biraz kafamı dağıtmak için yürüyüşe çıkmıştım. Şehirdeki kalabalığın gürültüsü, biraz da olsa içimdeki huzursuzluğu hafifletmişti. Yavaş yavaş bir parka doğru yürüdüm, orada insanların gölgede oturup dinlenmesini izlerken, aklıma gelen bir başka soru belirdi: Allah neden her zaman hep uzak gibi hissediliyor?

O an, bir parkta yalnız kalmış bir çocuk dikkatimi çekti. Neşeyle koşuyor, etrafta bağırarak eğleniyordu. Çocuğun yüzündeki saf mutluluk, bir an bana Allah’ın yakınlığını hatırlattı. “O, sadece bizden biraz uzak değil, belki de bizim kalbimizde…” dedim içimden. Çocuk gibi saf bir mutlulukla Allah’ı aramak, belki de bu kadar basitti. O çocuk o kadar rahat bir şekilde koşarken, ben her seferinde arayışlarımda sanki bir kaybolmuşluk hissi yaşıyordum.

Ama o an bir farkındalık yaşadım. Allah, belki de bizden çok uzakta değildi. Belki de çok yakındı, sadece bakmayı unuttuğumuzda. “Zatıyla nerede?” diye sorarken, aslında onu her an yanımda hissedebileceğimi düşündüm. O çocuğun neşesinde, bir yaprağın hareketinde ya da akşam rüzgarında… Belki Allah’ın zatı, her şeydeydi, ama biz onu sadece büyük olaylarda arıyorduk.

Hayal Kırıklığı ve Bir Adım Daha

Bir sonraki hafta, Kayseri’deki tarihi bir camiye gitmiştim. İçeri girdiğimde, namaz kılarken bir huzur hissettim. Fakat namaz bittiğinde, oradaki o sessizliği ve huzuru dışarıya taşımakta zorlandım. Aynı soruyu tekrar sordum kendime: Allah zatıyla nerededir?

O gün, camide dua ederken bir yandan da içimdeki huzursuzluk büyüyordu. Yine de bir cevap alamadım. Allah’ın her zaman bizimle olduğuna inanıyordum ama ona ne kadar yakın olabilirdim ki? Bazen, insan hayal kırıklığına uğradığında, Allah’a ulaşmanın sadece bir uzaklık meselesi olduğunu hissediyor. Ama belki de asıl mesele, o uzaklık hissini tamamen kendimizin yaratmasıydı.

Bir adım daha attım. Gerçekten bir cevaba ihtiyaç duyuyordum. Allah’ı anlamak için daha fazla çaba sarf etmeliydim. Ama o an bir şey fark ettim: Belki de bu çaba, bir gün cehenneme kadar gidecek gibi hissediyordum. Çünkü her seferinde yeni bir soruyla karşılaşıyor, her seferinde bir başka yol ayrımına geliyordum. O yol ayrımları bazen kaybolmuş hissettiriyordu. Ve bir süre sonra, o kaybolmuşluk duygusu normalleşmeye başlamıştı.

Sonunda Bir Umut Işığı

Bir gün, Kayseri’nin akşamlarına doğru yalnız başıma yürüyüşe çıkmıştım. Gözlerim gökyüzüne kayarken, aklımdan bir soru geçti: Allah zatıyla nerededir? Ama o soru sanki ilk defa bu kadar anlamlıydı. Her zaman çok aradığım cevap, belki de çok yakındı. Belki Allah, her zaman hep içimizdeydi. Belki de onu her gün daha derinden hissetmek, başka bir şeyden ziyade, içsel bir yolculuğa çıkmakla ilgiliydi.

O gün, yürürken bir anda fark ettim: Bazen, gerçekten cevabı bulmak için sadece durmak ve içimize bakmak gerek. Allah’ın zatı, belki de hep bizdedir, ama biz ona çok uzak olduğumuzu düşünürken, aslında sadece gözlerimizi kapatmamız gerektiğini unuturuz.

Günlüklerimde yazdığım her satırda bir boşluk vardı. Ama o boşluğa, belki de hiç kimseye anlatamayacağım bir cevap yerleşmişti: Allah zatıyla nerede mi? O her zaman burada, içimde.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino şişli escort
Sitemap
elexbet güncel girişbetexper bahis